16.04.2013

1 Sene Sonra..

 1 Yılı geçmiş buraya uğrayamayalı.

Hayatımızda neler değişmiş bir özet geçmeye çalışayım diye açtım ama gelmeyeli blog'un arayüzü bile değişmiş. O kadar uzak kalmışım yani.

Niye böyle oldu, neden koptum -hatta birçok blogger koptu- bilmiyorum. Yazmadıkça ara açıldı, ara açıldıkça toparlayamam diye daha da yazmadım falan. Kısır döngü.. Sonuçta 13 ay geçmiş son posttan beri.

Ayaz değişti, büyüdü, insanlık için küçük ama kendisi için büyük dönemeçlerden geçti.
Sırasıyla gidersek..
Kreşe başladı. Çok çok sevdiğim(iz) bir kreşi var artık. Yarım gün başladığı kreşte 2 ay sonra tam güne geçti. Sen sağ ben selamet :) Hayatımız düzene girdi ciddi anlamda.

Ve bayağı değişti kreşle birlikte. Konuşmaya başladı nihayet. 3 yıl -bebekken dahil- yemediği sebzeyi yemeyi başladı. Hatta sebzesini geçtim, yemek yemeye başladı. Son zamanlarda çığrından çıkan beslenmeme (gerçek anlamda beslenmeme ama, çocuk yiyor anasına az geliyor paranoyası değil) sorunu ortadan kalktı. Bu sayede haftasonu saldım çayıra mevlam kayıra moduna geçebiliyoruz, iç rahatlığıyla.
 5 yaşına kadar emeceğini düşündüğümüz emziğini bıraktı. Benim büyüdün, abi oldun telkinlerimle beynini yıkamalarımla, aynı hikayeyi günde 165456 kere tekrar etmemle, bir sabah emzik bööğkk dedi ve çöpe attı. Çöpü de gidip sokaktaki büyük çöpe attık. Tabi öğle uykusu saatinde bundan köpek gibi pişman olsa da emzik gitti bi kere.
Ertesi gün emzik isteği de gitti zaten. 1 günde bitiverdi.
Sonunda annesi kendini hazır hissettiğinden bez dönemi de kapandı. Evet Ayaz kendini hazır hissettiği an değil, ben hazır hissettiğimde başladık. Zaten evlatçım çoktan hazırmış ama ben hazır olamamıştım. 2.gün çiş geldi diye tuvalete koşarak gidiyordu.
Bunlar güzel haberlerdi. Tabi kötüleri de var:)
Son postlarda bahsettiğim "artık kendi yatağında yatıyor" durumları yalan oldu :) Ben resmen yatağına alışan çocuğu gece geri yanıma aldım. Yaz gelmişti, hava çookkk sıcaktı. Ayaz'ın odası ara odaydı ve inanılmaz sıcak oluyordu. Bizim oda köşede kalıyor, daha serindi, vantilatör vardı vs.. vs.. Çocuk terliyor, uyuyamıyor sıcakta diye diye, nasıl olduğunu anlamadan gene birlikte yatmaya başladık. Ve artık gitmiyor da. Çocuğa hiçç bok atmamayım. Kendim ettim, kendim buldum bunu.

Halaa düz duvara tırmanan cinsten, ama hiç şikayetçi olduğum birşey değildi zaten bu. Eğlenceli geliyor bana memnunum da hatta.
Eskisi gibi höött diyince itaat etmesi biraz sekteye uğrasa da; hött'ün desibeline bağlı olarak hala otorite sağlam :)

İnat; tam gaz devam ediyor. Anasına bak çocuğunu al. Bilsem benden çıkacak çocuk da bana çekecek, vallaha kendimi besiye çeker gibi şu inadımı törpülerdim gebe kalmadan önce!

Artık sarılmayı seven, ve hatta kendisine sürekli sarılınmasını isteyen bir çocuk oldu. Öpüşmek hala popüler değil ama olsun dokunmaktan memnunuz :)
 3,5 yaş deyince çok büyük geliyor bazen. Beklentilerim fazlalaşıyor. Beni daha çok anlamasını bekliyorum. Daha normal tepkiler vermesini bekliyorum. Ama sonradan ayrımına varıyorum ki; benim çocuğuma göre, benim için 3,5 yaş büyük geliyor. Ama o "daha sadece" 3,5 yaşında. Hala uyurken bebek gibi kokuyor bana. Hala sırtüstü yatarken topuklarını birleştirip ayaklarını parantez yapıyor, hala uyurken poposunu havaya dikiyor. Bazen -bana göre- çok büyük oluyor, bazense en bebek halini görüyorum.

Ayaz hergün daha da fazla değişiyor. Ben hep aynı..
Aynı iş, aynı ev, aynı hayat.. Biraz etamin. çokça kitap.. Ama en çok da üşengeçlik :)

15.03.2012

Kırık Tarak Burcu Gururla Sunar..


Kırptım oğlanın saçlarını sonunda:) Allahtan saçlar kıvır kıvır da beslemeye dönmedi evladım.

Çok uzamıştı ve o kadar incelmişti ki uçtakiler sürekli düğüm oluyordu, darmadağın duruyordu saçları da. Başkasına kestirmeye kalksak saçlarını kıyamet kopardı; tanımadığı kişileri asla dokundurmaz kendine. Gerçi tanıdıklarını bile dokundurmaz ya neyse:)

Banyo sonrası aldım elime makası.. Ama Ayaz'ı oturtamadım tabi ki. Elimden kaçıp salonda çıplak ve ıslak bir şekilde dört dönerken.. Ben de peşinde makasla kovalarken... Arada yakalayıp elimin uzandığı saçları hasbelkader kesip durdum. Bir sağdan, bir soldan.. Nereye uzanırsa artık elim. Islakken acayip yamuk yumuk duruyordu ama kuruyup kıvrılınca belli olmadı neyseki :)

***********

Yalnız yattığı 5.gün oldu ve herşey süt liman. Bende uykumu almaya başladım yanımda sürekli beni tepeleyen birşey olmayınca.

***********

Bir de artık akşamları uzanıp etamin işlemeyi pek bir seviyorum. Sadece bana ait olan o kısacık zaman diliminde kafamdaki herşeyden sıyrılmak iyi geliyor.

Tüm sıfatlarımdan -anne, eş- arınıp sadece ben olmak.. Seviyorum..

13.03.2012

Oldu Bu İş Desem mi?

Yoksa erken öten horozun ibiğinin kesilmesi gibi, dediğimi yutabilitem var mı?

14 ay aradan sonra tek başına yatma günlüğü..

1.Gün (Cumartesi gecesi): 1 haftadır kolisinde bekleyen yatağı, gündüzden Ayaz ile birlikte kurduk ve kurulurken de sürekli akşam burada TEK BAŞINA yatacağından bahsettim. Akşam yatma ritüelini kendi yatağında yaptık. Kitap okuma, telefondan oyun oynama, süt içme.. Bu kısma kadar herşey tamamken ışık sönünce Ayaz efendi emziğini, ee bezini, pılını pırtını toplayıp benim yatağa yol aldı. Baktı ki iş ciddi ve bu yatağa mahkum, o zaman tek silahını kullanıp böğürerek ağlamaya başladı. 20 dk kadar sürdü ve susup yatağına çıkıp yattı. Eğer ağlayarak uyumaya kalksa yelkenleri suya indirirdim; zira hiç dayanamadığım şeydir ağlayarak uyuyan çocuk.
Gece 2 kere kalkıp bana seslendi, sütünü içip, bitince dönüp arkasını uyumaya devam etti. 06:50'de kalktı, yanıma aldım, 07:30'a kadar yatak keyfi yaptık.
Sonuç: Hasarsız atlattık.


2.Gün (Pazar Gecesi): Hadi yatağa deyince hiç bizim yatağa gitmeye kalkmadan kendi yatağına gitti. Yatak içi aktiviteleri bitince ışığı kapadım, 10 dk içinde uyudu. Gece gene 2 kere kalkıp süt içti (bu sefer ağlayarak uyandı ya da bana sesini duyuramayıp ağladı ben o zaman uyandım, onu hatırlamıyorum işte :) )sütü bitince dönüp uyudu. 05:20 gibi yatağıma tırmanan birşey uyandım. Ee bezini, emziğini almış yatağa çıktı, bende nasılsa 06:45'de kalkıyoruz diye ses etmedim, aldım uyuduk. Sabah kalktığmızda yatağında oyuncak buldum. Gece uyanıp oyuncaklarını karıştırıp içinden birini eline alıp geri yatmış demek ki. O sırada yanıma gelmemiş olması iyi birşey.
Sonuç: Birazcık delinse de hasarsız diyebiliriz.

3.Gün (Pazartesi Gecesi): Yatağında uyudu, 3 kere süt içip geri uyudu. Ve sabah işe giderken ben yatağında uyandırdım :)
Sonuç: Şimdilik oldu diyebiliyorum.

Sırada yatağına yatırıp odadan çıkmak ve kendi uyuması var. Şu an yerde oturup ebkliyorum, temasımız olmuyor o sırada. Yani elele tutşma, saç okşama vs yok. O yüzden bu kısım için endişelenmiyorum.
Ama bu yatak ayırma  benim için en zor dönemeçlerden biriydi ve en kolay şey oldu diyebilirim; şimdilik tabi.


Kısmet bezsiz günlere. O da bu kadar kolay olur mu acaba:)

 

8.03.2012

Son 2 Gece..

Şu önümüzdeki günler gözümde çok büyüyor, çok korkuyorum..

Cumartesi günü Ayaz'la yataklarımızı ayırıyoruz; ya da ben o gün ayırabileceğimizi düşünüyorum:)

Ayaz 14.aylık olana kadar kendi odasında, kendi yatağında, kendi kendine uyudu. Bunun için ekstradan hiçbir çaba sarfetmedim. 8 aylık olana kadar bizim odada kendi yatağında kendiliğinden uyurdu. Sonra yatağını kendi odasına taşıdık ve düzen aynen devam etti. Yatağına koyarım ve uyurdu. Sabaha kadar deliksiz uyur, süt falan da içmek istemezdi.
Sonra 14 aylıkken birşey oldu. Neden oldu bilmiyorum ama gece 03:00 sularında uyanıp deli gibi ağlamaya başladı. İmkanı yok geri uyumuyordu, 1 saat ağlamasından sonra ben bitik düşüp yanıma alınca saatlerdir böğüre böğüre ağlayan o değilmiş gibi anında uyuyordu. Sonra bu gece uyanmalarının saati gittikçe geri geldi, geri geldi.. Vee.... Sonunda yatağına koyunca uyumamaya başladı..Ağlamaya, haykırmaya, hönkürmeye.. Çok çabaladım, çok ağladı(m) ama sonunda beni çok korkutan birşey yaşayınca yanıma aldım ve birlikte uyumaya başladık. Baba salona terfi etti ve biz oğluma birlikte uyumaya başladık.

1 senedir, döne döne, sarıla dolana, öpüşe koklaşa, bazen bağıra çağıra ama hep çok mutlu olarak birlikte uyuduk biz. Ayaz kendine dokundurtarak sevilmesinden hoşlanmayan bir çocuk olduğu için, ona sarılıp ensesine burnumu gömerek uyumak bana inanılmaz keyif verdi.

Bu arada 10 aylıktan beri gece beslenmeyen oğlum, 1 sene sonra geceleri süt içmeye karar verdi. Ağlıyor, tepiniyor ve mümkün değil hiçbirşeyle ikna olmayıp illa süt istemeye başladı. Muhtemelen gün içinde gerçek anlamda beslenmediği ve genelde aç gezdiği için geceyarısı uyanıp çok acıkmış oluyor. Gerçi gün içinde pediasure içmediği için bu gece beslenme işi o sıralar benim işime geldi. Gece gözü kapalı pediasure'sini içip, biberonu kenara bırakıp uyumaya devam ediyordu. Sonra bu 1 kez 2 oldu.. Ve şu günlerde gündüz hiiççbirşey yemediği için (4 arka azının aynı anda çıkıyor olmasına yormak isiyorum bunu)gece bazen 4 kez bile uyanıp sütünü (pediasure) istiyor. 360 cc'ye kadar çıkıyor içtiği miktar.. Hadi yanımdayken neyse peki haftasonundan itibaren yatağını ayırınca ne yapacağım ben?? 

Bu işin teknik kısmı sanırım; gelelim duygusal kısmına..Hatta en tartışmalı kısmına :)

Ben oğlumla yatmaktan inanılmaz zevk alıyorum, mutlu oluyorum. O da benimle yatmaktan çok mutlu sanırım. Bunun için hiiçç vicdan azabı çekmedim. Doya doya birlikte uyuduk biz. Yanlış yaptığımı hiç düşünmedim. Aslolan anne-çocuk mutluluğuysa biz böyle çok mutluyduk, ki hala da mutluyuz gerçi..
Ama bu yaz dolu dolu 2,5 olan Ayaz'ın bez bırakma işine girişirsek, gece gece koca yatağı sulamasını hiç göze alamıyorum. O zamandan önce yatakları ayırmak gerekiyor. İkisi bir anda olamayacağı içinde yatağı şimdiden ayırmaya karar verdim.
Hergün bi posta anlatıyorum kendisine.

Ben: Sana çok güzel büyük bir yatak alacağız Ayazcım.
Ayaz: Ayyyyy (Pek keyiflendi ve heyecanlandı, süper)
B: O yatağı senin odana koyacağız ve sen artık orada kendi başına yatacaksın. Artık büyüdün, anneyle yatmana gerek yok.
A: Ninnii (anne)?? (Keyif gitti alık alık bakıyor, anladı sanırım başına gelecekleri)
B: Ben kendi yatağımda yatacağım. Yatak odasında.
A: Babba?? (İyice şaşkın artık)
B: O da anneyle beraber yatak odasındaki yatakta yatacak.
A: Ayya?? (Ben demek istiyor. Ben ne olacağım kadın? Herkes o odada yatacak beni nereye tıkıştıracaksınız)
B: Sen yeni alacağımız büyük ve çok güzel yatağında yatacaksın. Yatak odasında baban yatıyordu. Sen küçük olduğun için yerini sana verdi ve benimle yatmana izin verdi. Ama şimdi büyüdün artık tek başına yatabilirsin o yüzden kendi yatağında yatacaksın.
A: (Oyuncaklarıyla oynamaya başlamıştır bile. Bu kadar uzun bir nutuğu dinleyecek kadar sabit duramadığından -ya da olayı kabullenmek istemediğinden- yanımdan kaçıp gider)

Evet korkuyorum işte ben. Anne çocuğu odasına gönderip yanına babayı alacak. Ohh herkes birlikte yatarken Ayaz tek başına kalacak. (Bunu ben düşünmüyorum tabii, acaba o böyle düşünür mü diye düşünüyorum)
Gece ninnniiii (anne) diye ağlayacak, yataktan kaçıp yanıma gelip benim yatağa tırmanacak, böğüre böğüre ağlayacak ve ben buna nasıl dayanacağım hiççç bilmiyorum.

Bir de şu var; emziren anneler emzirme dönemi biterken-bitince aralarında bir bağın bittiğini-öyle hissettiklerini söylerler ya hep; aynı o hislerdeyim bende şimdi. Sanki aramızda bir bağ kopuyor, o biraz daha büyümüş oluyor falan filan.. Dokunsalar ağlayacak gibiyim sırf bu yüzden.


Son 2 gece..

7.03.2012

Döne Dolaşa Gene Sana Gelirim..

Ben tilki olsam, senden de anca kürkçü dükkanı olur blogcum.

Dönüp dolaşıp gene sana gelirim ben.

Her seferinde hayattan bir ders daha çıkarmış..
Her seferinde hayatından biraz daha insan elemiş..
Her seferinde arkadaşlık tanımının içi biraz daha değişmiş..
Her seferinde...
Her...
..
Bir de ne olursa olsun arkamda duvar gibi durur dediğim arkadaşlarım var iyi ki; hatta neyse ki..

Kulaktan dolma duyduklarına değil bana inanalar var..
Beni bana soranlar var..
Hatta sormaya bile gerek duymadan savunacak arkadaşlarım var..

Ne mutlu bana..



Bir de oğlum büyüyor blogcum. Benim için yol ayrımlarının olacağı bir döneme bu cumartesi itibariyle gireceğiz sanırım. Korkuyorum.

Ama mutluyum..

13.01.2012

Saklan(amay)an Böcük Karikatürü..

Sen; lahmacunu 2'ye bölüp, içine salata-soğan-domates koyup, sonra domatesi çok ıslak bulup geri çıkarıp, bir de limon sıkıp dürüp yemeyi ne zaman öğrendin be adam??
Ben yememesinden -ciddi anlamda- şikayetçi olurken, bizim tipik Türk erkeği nerdeyse yemekten sonra geğirip karnını kaşıyacak kıvama gelmiş ya!

Bunu yapacak kadar herşeye aklı eren evladımın, şuralara saklanıp emzik emerken kendisini görmediğimizi sanması da pek bir çelişki değil midir :)

 Kim dediyse büyüdükçe herşey daha da zorlaşacak diye henüz kendisine katılamayacağım. Bizim evde herşey gitgide daha eğlenceli oluyor. Niye ağlıyor bu velet, karnı mı aç, gazı mı var, ayy taytay duruyor şimdi düşecek, yok uyudu, yok uyandı, yok niye uyanmıyor kısımları gayet zevksizdi. Şimdi sürekli kuduruyorz, koşarak birbirimize sarılıyoruz, sarılarak uyuyoruz; daha ne olsun :)

27.12.2011

Aldım Ağzımın Payını :)

25 aylık bir velet nasıl konuşamadan anasını rezil eder bilir misiniz? (Aslında resmen g.t etti ama yediremiyorum sanırım kendime :)) )
Ben bilmezdim bildirdi kendisi sağolsun geçen akşam..

Duyularımızı öğreniyoruz kendisiyle. Ben soruyorum o cevaplıyor. Pardon; cevaplamıyor, ııhh ııhh şeklinde gösteriyor sadece.
Ben: Beni nerenle görüyorsun?
Ayaz: Iıhh Iıhh (gözünü gösterir)
B: Nerenle yürüyorsın?
A: Iıhh ııhh (ayağını gösterir)
B: Nerenle yemek yiyorsun?
A: Iıhh ııhh (ağzını gösterir)
...
..
.
B: Beni nerenle dinliyorsun?
A: Iıhh ııhh (Kıçını gösterir!!)

Bu aşağıdaki fail; daha ağzında söz çıkmadan açıksözlü olmaya karar verdi zaar. Bunu biliyordum ama itirafına hazırlıklı değildim:)

9.12.2011

Lale Devri!!


İzlemedim, duymadım ama televizyon eleştirmeni Yüksel Aytuğ kalkıp köşesinde bunu yazdıysa uyduruyor olamaz değil mi??
Buyurun..

Linki açamayanlar için metni kopyalıyorum:*

AYLİN: Ben emzirmedim bugüne dek. Emzireni de anlamıyorum. İçim kaldırmıyor benim. Ay ne o öyle? Memeden bir sıvı geliyor, bebek de onunla besleniyor. Hem de emerek. Iyyy. Şimdi bile içim kalkıyor.
DİĞER KADIN: Valla doğru... Emzirin demesi kolay tabii...
YEŞİM: Eee? Neyle besliyorsun peki? Yani anne sütü çok yararlı diyorlar çünkü. Çok önemliymiş bebek için...
DİĞER KADIN: Tabii ki mamayla şekerim. Bak, gayet de sağlıklı benimkisi... Artık teknoloji ilerledi. Yeni mamalar da anne sütü gibi... Ha, sen çok istiyorsan 1 yaşına kadar emzir. Ama ondan sonra göğüs operasyonu şart.

KOCASI BOYNUZLAMIŞ!
YEŞİM:
Ha, ha, ha... Yok canım, 1 yaşına kadar emziremem. Gerek yok. Bir ay emsin yeter.
3. KADIN: Valla benim bir arkadaşım deli gibi emziriyordu. Deli oldu çocuğu için... Kocasını filan unuttu. Sonra da adam gitti bunu boynuzladı. E sonra bir de ne dese beğenirsiniz? "Seni görünce içi süt dolu iki meme görüyorum" demiş... (Birlikte kahkahalar atarlar)
4. KADIN: Ayıp etmiş ama... Önce çocuk isterler, sonra da "Kadın gibi gözükmüyorsun" deyip tekmeyi basarlar...
Önce mama reklamı, sonra estetikçi... Üstelik, Allah'ın canlılara en büyük lütfu olan 'kutsal annelik mertebesini' hiçe sayarak, aşağılayarak... İşin garibi, dizinin senaryo grubunun kadınlardan oluşması...
Emzirmeyi 'iğrençlik' olarak yorumlamak, kadınların çağımızdaki en büyük kabusu olan meme kanserinden 'göğüs büyütme için vesile' diye söz etmek nasıl bir aymazlıktır. Umarım haftaya bütün bunların nasıl büyük yanlışlar olduğunu anlatan ve doğru mesajları veren bir 'telafi bölümü' izleriz...

* Metin; Sabah gazetesindeki Yüksel Aytuğ'un yazısından alınmıştır.

İlk altı ay sadece anne sütüyle beslenen bebeklerin sadece %1,3 olduğu ve -her ne kadar kadının çalışma şartlarından dolayı bu devletçe engellenmeye çalışsa da- bangır bangır EMZİRİN ANNELER (bebeğinizi anne sütüyle besleyin) dense de, Türkiye'nin en büyük ulusal kanallarından birinde açıça mama reklamı yapılıp emzirmek kötülenebiliyor. Anne sütü gerici, mamalar teknolojik deniliyor!!
Buna izin verilebiliyor, seyirci kalınabiliyor..
Yönetmeninden senaristine, oyuncusundan kameranına kadar bir Allah'ın kulu çıkıp "Siz ne yapıyorsunuz ağalar" demiyor mu?

İzlemeye devam etsin herkes.. Bir anti-emzirme-anne sütü yanlısı, mama propogandacısı olarak FOX TV - Lale Devri Dizisi!!

25.11.2011

Rengarenk..


Kırmızı duvarlar, fosforlu kapıttan zigzaglar, rengarenk kurdeleler.. Rengarenkti herşey, capcanlıydı, eğlenceliydi.
Özlenen dostlarla uzun zaman sonra tam kadro biraradaydık. Güldük, eğlendik, sarıldık..
Ayaz mum üfleyeckti değil mi? O olmadı işte.. Ne zamanki mum yakıldı o fısır fısır yanan -adını hep unuttuğum zavazingo- kendini gösterdi; Ayaz canhıraş ağlamaya başladı.

Geçen ay ananesinin mutfağında, o da mutfaktayken yaşanan patlama ve yangından sonra ateşten ürküyordu ama bu kadar korkacağını tahmin etmemiştik.
Hem ağlıyor hem de başka odaya gitmek istemiyor. Baka baka ağlayacakmış.

Sonunda Ayaz'ı aldık geri, kuzular mumları üflediler tek tek.

Çok güzel bir gündü. Oğlum 2 yaşında oldu duygusu garip. Bir yandan ne kadar çabuk geçti, bir yandan daha 2 sene mi oldu diyorum.
Sanki hep benimleydi, hep birlikteydik.
Sanki hep 2'ydi..


O günden bana kalan tek normal fotoğrafımız da bu oldu.
Fotoğraflarda değil hafızalarda yaşayacak bir gün..

Elimdeki fotolar da bundan ibaret oldu maalesef. Üzüldüm, içimde kaldı; bu kadar güzel günün karelenememiş olması..
Süsleri Ayaz'a söktürmemiş olsam tekrar doğumgünü yapasım vardı ama geç kaldım..
Neyse artık, seneye inşallah..

17.11.2011

2..


Bundan 14 ay önce Ankara'dayken eşimin yeğeni gelmişti yanımıza. O zaman Ayaz 10 aylık, Çağan da tam 2 yaşındaydı. 2 gün önce doğumgününü kutlamıştık. Ayaz o zaman daha emeklemiyordu bile. Sürünerek ilerliyordu henüz. Yani yaklaşık 7 aylık civarındaki bebek neler yaparsa onları yapıyordu işte. (Çok uzak gibi geliyor, unutuyorum ama unutmak da istemiyorum). Çağan da o zaman bıcır bıcır konuşan, düz duvara tırmanan, etrafta taklalar atan -kocaman- bir çocuktu benim gözümde. Korkmuştum bir an. "Yakaşık 1 sene sonra Ayaz da bu kadar olacak, bu kadar büyük olacak. Ben ne yapacağım o zaman? Ben çocukla oynamayı bilmem, eğlenceli bir anne olamam, hem bu çok büyük şimdiki gibi kalsa" demiştim içimden.

Ve Ayaz o kadar oldu. O zamanki Çağan kadar şimdi. Ve ben anlıyorum ki 14 ay önce bilseydim herşeyin bu kadar eğlenceli olacağını; o an korkan kendime 'deli misin sen' dermişim. Şimdi de arkadaşlarımın Ayaz'dan büyük çocuklarını görünce aynı korkular geliyor içime bazen; ama sonra o anın da muhteşem olacağını düşünüp şimdiki güzelliklerin tadını çıkarmaya bakıyorum.
Unutmamak istiyorum, her anı mıh gibi kazımak istiyorum aklıma.

*****

2 yaşında bugün Ayaz.. 2 yıldır bir mucizeyi yaşıyorum ben; an be an. Uyurken, bacaklarıma sarılıp kucak isterken, kendini bana yaslayıp yatarken, boynunu öperken hala minicik, bebek bebek geliyor.
Ama ne zamanki beni elimden tutup, 2 sokak ötedeki dedesinin evine kendisi yönlendirerek götürse, kıyafet seçimi yapmaya kalksa, dolaptan tost malzemelerini çıkarıp tost makinesinin içine koyup kendisine mamma yapmaya çalışsa; evet diyorum sen büyüyorsun.

*****

Beklenmeyen bir anda, hatta hiç olmadık bir zamanda, tüm engellemelere rağmen gelmeye SEN karar verdin..
Hiç doğmaman gereken bir zamanda doğmayı SEN seçtin..
Ama iyi ki BİZİ seçtin. Yaşatmak için yaşamak ne kadar önemliymiş meğer, senden sonra bildim ben.

*****

Kızarken içimin ezildiği, uyurken özlediğimsin..
Nefes alışını sıkılmadan dinlediğim, tablo gibi seyrettiğimsin.
Kızdığımsın, bağırdığımsın, sinirlendiğimsin.
Bazen uzaklaşmak istediğim, görmek bile istemediğimsin.
Ama en değerlimsin, TEKsin, TEK kalacaksın..

*****


Güzel kelimelerle sevmeyi bilemesem de, methiyeler düzmek bana göre olmasa da, kötü kelimeler de kullansam; seni en çok ben seviyorum. Her annenin çocuğunu sevdiği kadar seviyorum ben seni.

*****

İyi ki doğmuşun..
İyi ki dayanmışın herşeye.. 
İyi ki benimle kalmışın..
İyi ki yanımdasın..

Seni sevmek aşkların en güzeli..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails